Rüya

Yazamıyorum artık,
Kelimeleri biriktirerek.
Çünkü yalnızım,
Yalnızlığın tanımıyım.

Kimselerle konuşamıyorum.
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,
Bunu biliyorum.
Çünkü yalnızım,
Özgür olduğum kadar…

Her tarafım kumlarla kaplı.
Hepsi bir şeyler istiyor benden.
Şimdilik karşı koyabilirim,
Zaman ne gösterir? Korkarım.

Ruhumdaki yalnızlık;
Omuzlarımdan kalbime inerken,
Her hücrem inliyor,
Yalnızlığın acısından.
Tek inlemeyen gözlerim,
Arkadaş körü olduğundan.

Tanıdığım kimse kalmadı,
Hayat dedikleri şu rüyada.
Yaşadıklarım gerçek olamaz!
Tek gerçek olan varsa,
O da yalnızlığın acısı.

Yalnızlık beni öldürmez:
Verdiği şu acı olmasa.
Canım sıkılmaz bu rüyada.
Tek sıkılan kalbim;
Yalnızlığın acısından.

Bir arkadaşım olsa da;
Cimcikleyip uyandırsa,
Beni yalnızlığın acısından!

-isimsiz-

Güneşsiz bir sabah yaşamak istiyorum
Gözlerini görebilmek için
Sessiz bir dünyada ölmek istiyorum
Sesini duyabilmek için

Güneşin doğmadığı bir sabah
Gözlerini görürüm belki de
Sesini duyarım bir gün
Ayın parlamadığı bir gecede

Vadilerin hüznü çöktü üstüme
Seni de aşamadım ya
Artık duramam buralarda
Neden üzülemiyorum
Neden acı çekmiyorum
Hayatımın dönüm noktasında

Beni de geride bıraktın ya
Yedi yıllık sevgilim
Artık kalamam buralarda

Mutluluğun Acıları

Defterimin sayfaları gibi,
Günleri çeviriyorum hiç atlamadan.
Parmaklarımı ıslıyorum ara sıra,
Kapatmak için acılara takılmadan.

Her sayfaya o günümü yazıyorum.
Acı çektiğimi yazmak istemiyorum,
Bunu başarabilmek için;
Uzak duruyorum yeni dostlardan.

Her kaybettiğimde onları,
İçerimden bir şeyler gidiyor.
Sonunda öldürecek beni bu acılar…

Defterimin ilk sayfasına,
İçindekiler bölümü yaptım.
Gelişen olaylar için,
Geçmişten ders çıkarttım.

Defterimin sonuna,
Apandex yaptım;
Bazı kelimeleri bulup,
Anlamlarını hatırladım.

En dışına siyah harflerle,
“Hayatım” yazdım.
Altına, altın bir kalemle,
Bir gül kazıdım…

Yazmayı hiç aksatmadım:
Yazdıkça rahatladım.
Aklımda tutmam gerekmedi,
Geçmişimde olanları…

Acı çekmedim böylece;
Kalbime batan dikenlerden.
Hepsini unuttum gitti,
Sinemadaki filimler gibi.

Acıya yer yok hayatımda.
Mutluluğu önemsemiyorum;
Eğer acı varsa sonunda.
Olmayacağını bildiğim halde,
Çabaladığım için,
Çok acılar çektim geçmişten.
Etrafıma baktığımda,
Acı görüyorum sadece;
Mutluluk diye bir şey yok mu ne?

Git

Kara bir kedi var
Etrafımda dolaşan
Ne kadar dil döktüysem de
Kendimden öteleyemediğim

En büyük hakaretleri ettim
Bir işe yaramıyorsun dedim
En küçük lafına terslendim
Yinede çöpü devirdi

Nefret etmiyorum ondan
Sadece uzak dursun benden
Umutlarımı yeşertip de
Karanlık odaya kapatmasın

Rahatça emir vermek için
Kendine bağımlı yapmak için
Yaptığı yardımlarına
Nede ona ihtiyacım var

Uzun boyuna bakıp utanmadan
Yaptığı yapmacık sevgisiyle
Daha da küçülüyor gözümde
Bir gün ölecekte benim olacak suçu

Ölmek de Zor

Uçurumların kenarlarını,
Mesken tuttum kendime.
Yaptıklarımı ve yapacaklarımı,
Yargılamak için evimde.
Her zaman hazır oldum;
Mavi derinliklerde uçmaya.
Vazgeçebilirim her şeyden,
Maviliklere bürününce.

Parmaklarımın arasından,
Hayatın akıp gittiğini görmek,
Tek arzum benim,
Bir taşa adımı kazımak .

Bir dağın tepesine,
Bekçi yapsınlar beni.
Üzerime çiçek ekmesinler ki,
Gelip gitmesin canlılar.

Yaşadıklarımı anımsatacak,
Bir hatıra kalmasın bende.
Alın hepsini içimden,
Güzele dair ne varsa.

Resimlerimin külleri,
Gökyüzünü kaplasın.
Bir fırtınaya takılıp,
Sensiz vadilere varsın.

En çok ölümü arzulayan,
Kalbim değil benim.
Gözlerim kör olsa da,
Sesini duymasam.

En çok yaşamak isteyen,
Düşlerim değil benim.
Onlardan bir kurtulsam da,
Hayatı yeniden sevebilsem.

Bu dünyada ki en iyi şey;
Zamanı geri alamamak.
Yaptıklarımı yargılayıp,
Düzeltmeye çalışmamak.

Bu dünyada ki en kötü şey;
Yaşamak zorunda olmak.
Bunu bir kaldırsalar da,
Yolumuzu bulsak…

Çiçeksiz Vadi

Çiçeksiz bir vadide;
Yürüyorum ardıma bakmadan.
Sivri kayaların haşmetini,
Yalnızlıktan ölen canlıları görüyorum.

Gölgeleriyle beni takip eden,
Ölü çiçeksiz vadi,
Beni görünce canlandı birden.
Çekip gitmesem, yutacaktı sanki beni.

Çiçeksiz bir vadide;
Koşuyorum nefes nefese.
Özgürlüğü anlamaya çalışıyorum,
Terlerime karışan göz yaşlarımla.

Şu hayatta en güzel şey;
Ağlamak, sınırsızca ağlamak.
Hiçbir şeyden korkmadan,
Sevdiklerin için ağlamak.

Dünyamı gündüz eden yıldız,
Denizin üstünde alçalınca,
Bir ölüm korkusu sardı,
Çiçeksiz vadiyi de, beni de.

Yalnızsın

Bir yıldız oldum ben:
Seni görebilmek için,
Güneşe kafa tutan;
Batması için yalvaran.

Akşam üzeri dağlardan,
Vadilere inen senin rüzgarlar;
Seni bana getirir,
Ta uzaklardan.

Beraber yaşayalım dedim,
Çaba göstermedin.
Hep bir adım geride bekledin,
Beni ellere mahkum ettin.

Benimle büyüyen ağaçlar,
Meyveye durdu çoktan.
Ben aynı basamakta kaldım,
Sana takıldım çıkamadım.

Sensizlik de zor beraberlikte,
Beklemekte zor gitmekte,
Yaşamak da zor ölmekte,
Artık kendi kendi kendinesin, bunu bil.

Güneşin Kızı

Rüzgarı her hissettiğimde, seni hatırladım.
Ellerin kadar soğuk esti yüzüme,
Kalbin kadar sıcak çarptı yüreğime,
Gözlerin kadar anlamsız ve hoş;
Kalbimin sonbahar rüzgarları.

Denizlerin maviliğini göklere çıkarttım,
Uzayın yalnızlığını kalbime indirdim.
Seninle yaşadıklarımı hatırladım,
Ay ışığı altında onları yazdım.

Gök kuşağını renklerini yaşadım,
Çevremi onlarla boyadım.
Bir seni yaşayamadım,
Güneşin güzel kızı!

Güneşin gölgeye çekildiği vakit ,
Dağlardan vadilere indim;
Sana yakın olmak için.
Sıcaklığını hissedebilmek,
Soğuk ellerini tutabilmek için.
Ne olur artık sus!
Güneşin güzel kızı;
Seni unutabilmem için.

Ayrılık

Arkadaşlık sohbetle başlar,
İçinde yıllardır birikenleri anlatarak.
Anlatacakların bittiğinde,
Bir şeyler paylaşmamışsan;
Güzin abla olmuşsan,
Dost olmadan kalırsın, boynun bükük.

Anlatmadığın bir şeyler vardır,
Dostuna bile anlatamadığın;
Kan kardeşine anlatacağın.
Eğer oda sahte çıkarsa,
On sekiz yıl daha saklarsın.

Kendi kendini sınarsın bazen,
Bir şeye ulaşmak için çabalarsın.
Sırf kendini tatmin etmek için.
Eğer bu arkadaşlıksa,
Sakın dost sanma onu;
Anlatacakları bitene dek.
Söyleyecek sözün kalmadığında,
Espri yaptığında,
Seni hüzünlendiriyorsa,
Veda busesini kondur alnına.

İstanbul

Dağları çevreleyip sarmış yeşil bir bulut,
Yaşam fışkırıyor her tarafından.
Ağaçlar arasında küçük bir fidan,
Tehlikeye açık her yanından.

Kızıl alev her doğudan yükseldiğinde,
Bir korku başlıyor yüreğinde.
Bu daha ne kadar sürecek tanrım?
Bulutlara varıncaya dek dayanacak mıyım?

Ovalardan yuvarlanmak isteyen taşlar gibi,
Seni bekleyeceğim, sende beni bekle!
Sokaklarında kaybolmak istediğim ,
Taştan duvarlarla çevrili İstanbul.

Güneşin batışının görünmediği derin sokaklarda,
Rahatlamaya başladığım akşam vakitleri,
Unutulur gider eski hatıralar,
Tıpkı yaz gecesi yıldızları gibi.

Taş yığınları ve çöplerle dolu sahilinle,
Dalgaların kumsala vurmadığı denizinle,
Yuttuğun milyonlarca insanınla,
Beni de bekle İstanbul!